top of page
Moyy Logo_edited_edited_edited.png

NECLA TUNÇ / ORTUNÇ

  • 2 Haz
  • 1 dakikada okunur

Cunda Adası'nın en sakin ve kendine özgü köşelerinden birinde yer alan Ortunç, çam ormanlarıyla çevrili özel bir koyda konumlanıyor. Karşı kıyıda Midilli'nin silueti uzanırken, deniz ve ormanın iç içe geçtiği bu koyda zamansızlık hissi hâkim. Gün boyunca değişen ışık, denizin farklı tonları ve koyun dinginliği burada geçirilen zamana eşlik ediyor.



Ortunç'un en belirgin özelliklerinden biri ise gösterişli bir lüksten çok, sade, sakin ve iddiasız bir konfor anlayışına sahip olması. Belki de bu nedenle burası, misafirlerini biraz durmaya, etrafına bakmaya ve günlük hayatın telaşından uzaklaşmaya davet ediyor.



Bu hikâyenin merkezinde Necla Hanım ve Orhan Bey var. Necla Hanım'ın opera sanatçısı olarak çalıştığı yıllarda yolları kesişiyor ve bu karşılaşma hayatının yönünü değiştiriyor. Bir süre Cunda'ya gidip geliyorlar. Zamanla bu koy yalnızca ziyaret ettikleri bir yer olmaktan çıkıp evlerine ve yaşam alanlarına dönüşüyor.




İlk yıllarda aileleri, dostları ve sanatçı arkadaşlarıyla paylaştıkları bu yaşam, zaman içinde daha fazla insanla paylaşılmaya başlanıyor ve Ortunç'un hikâyesi şekilleniyor. Yıllar içinde bir sonraki kuşağın da katkılarıyla bugünkü haline geliyor. Dönüşürken de kuruluşundaki samimiyet hissini korumaya özen gösteriyor.




Necla Hanım için Ortunç yalnızca çalıştığı bir iş yeri olmamış; aynı zamanda yaşam alanı ve ait olduğu dünya olmuş. Yıllardır burada yaşıyor; günlerini, mevsimlerini ve hayatının büyük bir bölümünü bu koyda geçirmiş. Bu nedenle Ortunç'u anlatırken Necla Hanım'dan, Necla Hanım'dan bahsederken de Ortunç'tan ayrı söz etmek kolay değil. Yıllar içinde ikisi de birbirinin bir parçası hâline gelmiş. Necla Hanım'ın sakinliği, sadeliği ve hayata yaklaşımı, Ortunç'un atmosferine de yansımış gibi. Belki de burada hissedilen dinginlik ve zamansızlık duygusunun kaynağı biraz da bu.


 
 
bottom of page