Moyy Atölye, Çamlıhemşin merkezli olarak kurulmuş bir tasarım ve üretim atölyesidir. Atölyenin fikri bu coğrafyada doğmuş; üretim süreçleri zamanla çevredeki köy ve kasabalarla birlikte, yerel zanaat bilgisini merkeze alan bir anlayışla gelişmiştir.
Moyy Atölye’nin üretim dili, köklü dokuma geleneklerinden biri olan feretikodan beslenir. Bu gelenek, atölye için yalnızca bir referans değil; üretimin temposunu, biçimini ve yaklaşımını belirleyen canlı bir pratiktir. Geçmişten gelen bilgi, bugünün ihtiyaçlarıyla yan yana düşünülerek üretime dâhil edilir.

Üretim, yerel halkla birlikte yürütülür. Süreçlerin merkezinde kadın emeği yer alır. Dokuma, tekstil, örgü ve el işi üretimlerinin büyük bölümü kadınlar tarafından gerçekleştirilir. MOYY Atölye, kadınların yalnızca üretimde yer almasını değil; sosyal ve ekonomik hayatta görünür, bağımsız ve sürdürülebilir biçimde var olmasını destekler. Kadın emeğinin karşılığını bulduğu, sürekliliği olan üretim ilişkileri kurmayı önemser.
Atölye, zanaatkârlarla doğrudan ve etik ilişkiler kurar. Bilgi ve beceriyi yalnızca bir üretim unsuru olarak değil; yaşatılması ve aktarılması gereken bir kültürel birikim olarak ele alır. Yerel üreticilerle kurulan ilişkiler, karşılıklı güven ve uzun soluklu iş birlikleri üzerine kuruludur

Moyy Atölye, feretiko dokumanın yanı sıra; fındık ağacından örülen sepetler, el emeği tekstil işleri ve yerel ağaçlarla yapılan ahşap üretimler gibi farklı artizanal üretim biçimleriyle birlikte var olur. Zanaat, burada tekil bir alan değil; birbirini besleyen ve birlikte gelişen bir üretim ekosistemi olarak düşünülür.
Üretim anlayışı, yavaşlık, sınırlı üretim ve özen üzerine kuruludur. Her ürün, farklı ellerden ve farklı süreçlerden geçerek şekillenir. Bu nedenle her üretim kendine özgüdür; küçük farklılıklar üretimin doğallığını ve emeğini yansıtır.
Üretimde ağırlıklı olarak yerel ve doğal malzemeler tercih edilir. Doğaya saygılı ve sorumlu bir yaklaşım, estetik bir tercih olmaktan ziyade, üretimin temelini oluşturur.
Moyy Atölye’nin ürünleri, bu coğrafyada şekillenmiş bir üretim kültürünün izlerini taşır. Yalnızca işlevsel nesneler değil; kullanıldıkça yaşayan, zamanla anlam kazanan ve geleceğe aktarılan miras hikâyeleridir.

